CEMAAT-AKPARTİ KAVGASININ İÇ YÜZÜ!!!

0

ünal tanık

Rotahaber Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Ünal Tanık son günlerin en çok tartışılan konusu “Cemaat-Akparti Kavgasını” kaleme aldı. Çarpıcı tespitlerin bulunduğu yazı birçoklarını kızdıracak gibi görünüyor…

Bu savaşı AK Parti istemedi. AK Parti istemediği bir savaşın içine sürüklendi. Bu savaşa girmemek için çok çalıştı, “Yapmayın” diye defalarca uyardı. Ama savaş kaçınılmaz olunca da kaçmadı. İşte bugün ortada yürütülen savaş, bundan ibarettir.


Son günlerde hangi ortama girsem, nereye gitsem tek soru ve tek konu ile karşılaşıyorum. Kimi, “Nereden çıktı bu hükümet-cemaat kavgası” sorusunu soruyor, kavganın geçmişten bu yana olduğunu bilenler de, “Nereye varacak bu hükümet kavgası?” diye soruyor. 

 

Kavganın nereden çıktığı sorusunu, “Yeter artık! Kafanıza kafanıza sıkmayın!” ve “‘28 Şubat 1000 yıl sürecek’ diyenler haklı çıkacak” başlıklı yazılarımda sizlerle paylaşmaya çalıştım. Cuma gecesi de Fox TV’de Fatih Portakal’ın programında dile getirdim. Onun için kavganın geçmişine ilişkin burada bir şey yazmayacağım. 

 

AK Parti cephesinden bu savaşın başlatılma gerekçesini sizlere aktaracağım. 

 

Burada anlatacaklarım, benim kişisel görüşlerim değil. Bütünüyle AK Parti bakışını yansıtıyor olacak. Bu cümleden sonra yazacağım bütün ifadeler, AK Parti cenahından kavganın çıkış nedenlerini ve Erdoğan’ın ne yapmak istediğini anlatan ifadeler olacak.

 

Bu savaşı AK Parti istemedi. AK Parti istemediği bir savaşın içine sürüklendi. Bu savaşa girmemek için çok çalıştı, “Yapmayın” diye defalarca uyardı. Ama savaş kaçınılmaz olunca da kaçmadı. 

 

İşte bugün ortada yürütülen savaş, bundan ibarettir. AK Parti’ye karşı yürütülen belaltı bir savaş vardı. Erdoğan da bunu ortaya çıkardı ve muhataplarını meydana çekti.

 

Peki gizli ve belaltı savaş nasıl yürütüldü? 

 

Bir kez Cemaat doyumsuz. Doymak bilmiyorlar. Hükümet, bütün imkanları bunlara sundu. Bütün bakanlıklarda kadroları açtı, her türlü yapılanmalarına izin verdi. Ne var ki doymak bilmediler. Kendilerinden başka hiçbir cemaatten birinin yer almasına tahammül edemediler. 

 

Özellikle Emniyet Genel Müdürlüğündeki yapılanma ile her yere ulaşmaya çalıştılar.

 

Diyelim ki bir önemli kadroya atanmak üzere 3 tane aday var. Birisi cemaate mensup ikisi değil. Bu isimlerden cemaatten olmayan iki kişinin adı öne çıkmaya başladı. Bir bakıyorsunuz bu isimler hakkında bir dosya hazırlanıp ya ilgili birime gönderilmiş, ya da muhalif bir medyada bu dosya yayınlatılıp o kişilerin önü kesilmeye çalışıldı. 

 

Bu bir iki, üç beş kez yaşanmadı. Nerede ise her önemli atamada yaşandı. Her defasında uyarıldılar. “Yapmayın” dendi, “Bu herkese zarar verir” dendi. Ama aynı şeyler, sanki hiçbir şey olmamış, hiçbir şey söylenmemiş gibi devam etti. 

 

Türkiye’de cemaatler birbirlerine tutkun göründüğü için olduklarından çok daha güçlü görünüyor. Gülen Cemaatini, Çarşamba Cemaati’ni, Adıyaman Cemaati’nin hepsini toplasan bunların sandığa yansıyan oranı ancak yüzde 1.5. 

 

İşte Erdoğan, artık bunların yerli yerine oturtulmasını istiyor. Herkesin haddini bilmesi gerektiğini düşünüyor. 

 

İstemediği bir savaşa girmek durumunda kalınca da Gülen Cemaati’nin bütün foyalarını ortaya çıkarmaya karar verdi. Yaptığı da esasen bundan ibarettir. 

 

Seçimlerden önce yapması da bunun için. Cemaatin bütün gücünü ortaya çıkaracak. Yani bir güçlerinin olmadığını. 

 

AK Parti’nin bütün gücünü toplumun sıradan fertlerinden aldığını biliyor. Şu ya da bu cemaatin boyunduruğuna girmeyi kabul etmiyor. Evet AK Parti cemaatlere ters bakmıyor. Onların yok olmasını da istemiyor. Ama onların güçlerini çarpan etkisi yaparak topluma sunmasını doğru bulmuyor. 

 

Her şey bundan ibaret. Başbakan Erdoğan’ın bunun dışında bir amacı, ya da gerekçesi de bulunmuyor. 

 

***

İşte bir süredir devam eden savaşın temelinde yatan bundan ibaret. AK Parti cenahından dinlediğim, duyduğum şeyler bundan ibaret. 

 

 

Paylaş

Ekleyen Hakkında

Yoruma kapalı.